Galip Erdem

Ekim 5, 2007

Işınsu’nun Sancı Romanında Galip Erdem

Filed under: Dostları anlatıyor — galiperdem @ 10:41 am

SANCI * romanından ; 

….

O sırada kapının önünden ince,gri bir gölge geçiyordu ki, durakladı,kocaman bir ses çıktı:

-Osman! Çay!

Osman fırladı yerinden:

-Ağabey yazınızı getirdiniz mi?

Aynı ses, bu kez daha sert, daha öfkeli tekrarladı:

-Osmann! Çay!

Mehmet, kocaman gövdesinden umulmayacak bir çeviklikle fırladı, koridora attı kendini, arkasından Osman. Ali de kalktı, kapıdan başını uzatıp, baktı: Gri gölge, ufak tefek son derece zayıf bir adamdı. Yüzü çizgiler ve yer yer kırlaşmış en az üç günlük bir sakalla kaplıydı, bu haliyle, sanki bin asrı yalnız cefasıyla yaşamış intibaını uyandırıyordu. Gözlüklerinin ardından küçülmüş gözlerle, görmeden, fakat küçümsiyerek gençlere baktı. Alt dudağına yapışıp kalmış izmaridi, diliyle sağa sola çekip, çıkarttı ağzından, yere tükürdü. Mehmet, hemen pabucu ile basıp üstüne söndürdü-

-Ağabey, yazınızı getirdiniz mi?

Ufak tefek adam, eliyle sinek kovar gibi bir hareket yaptı, yürüdü, söylendi:

-Çayı hemen getirin. –sonra birden döndü- Yamak, Yumağın ciğerini unutturma bana-

-Peki ağabey, çayını yolluyorum, yazını bekliyorum.

Gri elbiseli adam arkasını dönüp yürürken, tekrar elini salladı, koridorun arkasındaki kapıyı açıp, içeri daldı.

Mehmet, omuzlarını silkip odaya döndü. Ali’ye:

-Galip ağabey, dedi, yeni uyanmış yüz vermiyor.

Ali gayri ihtiyari saatine baktı, beşe geliyordu, sordu:

-Galip Erdem mi?

-Evet.

-Niçin bu vakitte uyanmış, hasta mı?

-Yoo hasta falan değil, yalnız sabahları yatar, bütün gece okur…Günün bu saatinde, yahut daha geç uyanır.

Osman:

-Neyse geldi ya, yazdırırız şimdi, dedi.

-Yumak’la yamak kim?

Mehmet:

-Yamak benim, dedi, kendisine yamak olma şerefini bana tanımıştır, Yumak da kedisi, her gün ciğer alır götürür ona. Evet, geldiğine göre, yazısını da yazar,fakat önce çay lazım çay demlemesini bilir misin?

-Hayır ama öğrenirim.

-Tövbe… Tövbe – Osman homurdandı- amma öğrenme meraklısı bebesin be, ben yaparım çayı.

-Al çocuğu yanına, o da öğrensin. Lazım olur, dedi Mehmet, Ali’ye de; bak canım dedi, buraya gelmeye devam edeceksen ki, artık gelirsin, bir şeyler yapmayı bilmen gerek, bu dergide iki önemli mesele vardır; biri çay, öbürü tashih!.. Pul yapıştırmak falan acemilerin işi, sen o devreyi atlattın. Anladın mı?

-Ev et ağabey.

-Hadi yürü.

Osman, omuzundan tutup, önünden yürüttü Ali’yi habire konuşuyordu:

-İki kap vardır: birine, büyüğüne su koyacaksın, üstündeki küçüğe de çay. Büyük kaptaki su kaynayınca üstündeki küçüğe, yani çaya boşaltacaksın. Eğer çayı Galip ağabey istiyorsa beş dakika bekleyeceksin, Dündür ağabey istiyorsa, on. Çünkü Dündar ağabey, az içer, iyi içer. Galip ağabey çok içer, nasıl olursa öyle içer, aldırmaz. Anladın mı?

-Anladım.

-Ciddiye alma be, şaka söyledim, hiç adamına göre saat tutulur mu. Yaparsın işte. Bak bu nesneye çaydanlık denir, biliyor muydun?

-Biliyordum.

-Aferim sana be, haydi yap bakalım çayı, aynen öğrettiğim gibi.

Osman, mutfağın kapısını çekip gitti.  Ali bir şaşırdı, sonra hatırlamaya çalıştı: “Büyük kaba su…Küçük kaba çay!” Musluğu açtı, su akmıyordu. Çay arandı, bulamadı. Büsbütün şaşırdı, çevresine bakındı, ağlayacak gibi oldu.

-Gördün mü beceremedin işte!

-Gözlüyor muydun beni?

-Tabi ya arslanım, bakalım kulağına laf giriyor mu, girmiyor mu? Değil mi?

-Su yok, çayı bulamadım.

-Eee ne yapacaksın şimdi, bari otur ağla!

-Ne yapmam lazım!

-Haa, bak söyliyeyim, kulaklarını dört aç, dinle:

Su mu yok, şöyle aranacaksın, -Osman kendi etrafında döndü, elini uzattı.- İşte orada bir küp var! Hemen gidip bakacaksın, içinde su var mı?- Osman gidip, küpün kapağını açtı,-Varmış. Dolduracaksın kabı…_maşrapa ile çaydanlığa su doldurdu.- Çay bulamadın, bakınacaksın..-Orada bir dolap! Hemen kapağını açacaksın-Osman, dolabı açtı, bir filiz çayı kutusu çıkardı –İşte çay!Koyacaksın demliğe..Oldu. Şimdi ocağın üstüne oturtacaksın, kibrit? –arandı- Kibrit yok, n’apacaksın? Gidip Mehmet ağabeyinin çakmağını isteyeceksin.-Gürledi-Ne duruyorsun be, koşsana!..

Ali fırladı, çakmakla döndü. Osman

-Oldu…-yaktı ocağı, sonra ellerini beline koyup, sırıttı: işte böyle ,anladın mı?

-Evet.

-Hayır, anlamadın. Yani sana bi iş verdiler mi, şaşırıp kalmayacaksın, o işi başarmak için ne mümkünse yapacaksın, orayı burayı kurcala, aklını kullan,işi becer, anladın mı?

-Anladım.

-Oldu.Bu senin ilk dersin, hadi fırla şimdi odaya marş marş.

Çayı, Ali demledi, bardaklara doldurdu, dipteki odaya Galip Erdem’e, onun yanındaki odaya Dündar Taşer’e götürdü. Yaptığı işten son derece memnun, böbürlenip Osman’a rapor verdi:

-Çayları bardaklara koyup Galip Beye,Dündar Beye götürdüm.

Birazcık olsun övgü, en azından bir”Aferim” bekliyordu. Oysa Osman yine homurdandı:

-Hani bize? Hani kendine? Koşş!

……

  

*Roman

  Işınsu, Emine. Sancı, 4. Baskı, Ankara, Töre-Devlet Yayınevi, 1976, 342 sf. (sf.128-131)  

Not: Temennimiz, edebiyatımızda Galip Erdem’ li roman, hikaye, deneme, şiir gibi ürünlerin artmasıdır. O bunlara layık güzel bir insandı.

Reklamlar

1 Yorum »

  1. 17.09.2003 yılında bir yerlere yazmışım, önder, ışık, rehber,numune,abide ağbimiz hakkında yazmışım.
    —————
    galip agbinin,vefatindan bunca zaman gecmesine ragmen onun sicakligini hala hissediyorum.
    enson trafik hastanesinde yatarken 4-5 gun yaninda azda olsa hizmetinde olmami kucuk bir teselli sayiyorum.
    o 4-5 gun icinde sadece mahir damatlar kardesim’le karsilastim.
    o, o yalnizligina ragmen benden daha keyifli idi. o gercekten inanmis “ulkucu”ye ciddi bir ornekti.
    “ulkucunu cilesi ” olunce biter demisti .ve o zevk aldigi omur verdigi “cile”sinden huzurla geregini yerine getirmis olmanin
    gurur ve mutlulugu ile ayrildi.
    agabey,
    yolunun yolumuza isik olmasini cok istedim ama agabey senin isigini ve sana benzeyen isiklari perdeleyen cok sey var.
    lanet olsun sana ve senin gibilere borcu olduklari halde o siziyi duymayanlara .
    sunu bilki az da olsa birileri seni gercekten cok seviyordu ve hala cok seviyor.

    irfan tetik.

    Yorum tarafından irfan tetik — Şubat 27, 2009 @ 6:56 pm


RSS feed for comments on this post. TrackBack URI

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: