Galip Erdem

Ekim 1, 2007

KERKÜKLÜLERİN AĞABEYİ

Filed under: Dostları anlatıyor — galiperdem @ 2:45 pm

 Suphi Saatçi Hafızamı her ne kadar zorladımsa da, rahmetli Galip Erdem ağabeyi ilk defa nerede gördüğümü, tam olarak tespit edemedim. Fakat yanılmıyorsam kendisini ilk defa, rahmetli Necdet Koçak ağabeylerin oturduğu Ankara Maltepe’deki evlerinde, 1967 veya 1968 yılında görmüş olabilirim. Ben İstanbul’da Güzel Sanatlar Akademisi (bugünki Mimar Sinan Üniversitesi)’nin Mimarlık Bölümü’ne başlamıştım. Ankara’ya uğradığım zaman, Necdet ağabeyin yönlendirmesi ile, Kerküklü arkadaşlarla birlikte Üniversiteliler Kültür Derneği adlı kültür ocağına gider, Galip ağabeyin sohbetlerini dinlerdik. O tarihlerde kendisi, bu derneğe sık sık uğrardı. Dernek’te, Acar Okan başta olmak üzere, Nuri Gürgür, Nevzat Kösoğlu, Ayvaz Gökdemir, Sadi Somuncuoğlu ve İbrahim Metin gibi, yetişmemizde ciddî emekleri olan değerli ağabeylerimizden yararlanırdık. O tarihlerde büyük ağabeyim olan Dr. Abdulcabbar Saatçi de, Hacettepe’nin ana ve Çocuk Sağlığı bölümünde kurslara katılmak üzere, Kerkük’ten Ankara’ya geldiği için, ben de sık sık Ankara’ya giderdim. Galip Erdem de bazen yalnız, bazen de Necdet ağabeylerle birlikte, bize yemeğe gelirdi. Onların tanışıklığı, 1951-1952 yıllarına, İstanbul’daki öğrencilik dönemine uzanıyordu. Ben de Ankara’da ağabeyimlere gittiğim zaman, Galip Erdem’in ziyaretlerinde mutlaka hazır bulunmağa çalışırdım. Aslında Galip Erdem’in Kerküklülerle tanışıklığı çok eskilere dayanır. Türkiye’ye, özellikle İstanbul’a yüksek tahsil için gelen Kerküklü öğrencilerin hemen hemen tamamını tanırdı. Bu tanışıklığa vesile olan kişinin de, değerli Ömer Öztürkmen ağabeyimizin olduğunu zannediyorum. Anlaşılan Galip Erdem’in tanıdığı ilk Kerküklü de Ömer ağabeydir. Ömer ağabey, Galip Erdem’in insan yetiştirmede, sevgiyle insanları bir fikir etrafında toplayabilme konusunda ustalığını bildiği için, Kerküklü öğrencilerle ilgilenmesini istemiştir. Galip agabey de Kerküklüleri, kendisine emanet edilmiş çocuklar gibi, her zaman sevgiyle kucaklamış, onları bilgisi ile beslemiş, bir kısmını ciddî biçimde yönlendirmiştir. Böylece Kerküklülerin de her zaman gerçek bir ağabeyi olmuştur. Ben de Galip ağabeyden nasibime düşen feyzi almış, bahtiyar bir Kerküklü sayılırım. Galip Erdem’in Kerküklülere yakınlığı o kadar ileri dereceye ulaşmış ki, Irak Türklerinin her türlü meselelerinden haberdar olmuş, onların çektikleri çile ve sıkıntıları çok yakından takip etmiştir. Telafer’den, Erbil’den, Altunköprü’den, Tavuk ve Tuzhurmatu’dan Hanekîn ve Mendeli’ye kadar uzanan Türkmen diyarını adeta gezmiş gibi, teke tek insanlarla kurduğu diyaloglarla, yöredeki gelenek ve göreneklere de nüfuz ederek tanımıştır. Kısacası Kerküklülerle gülmüş, onlarla ağlamıştır.  Galip ağabey, özellikle Kerkük mutfağına, Kerküklüler kadar aşina olabilen bir kişiydi. Kerkük’ün dolmasını, ünlü kelle-küpe yemeği ile içli köfte çeşitlerini, ayrıntılarına kadar bilir ve severdi. Nitekim, misafir olarak gittiği Kerküklülerin evine, hangi Kerkük yemeğini istediğini, daha önceden sipariş olarak bildirirdi. Buna rağmen, sipariş verdiği yemeğe ek olarak, herkes sofrada başka çeşit yemekler de bulundururdu. Bu harekete Galip ağabeyin zaman zaman sinirlendiği bile olurdu. Hiç unutmam, bir Ramazan akşamı, Erşat Hürmüzlü ağabeyin evindeki iftar yemeğine gittiği zaman, daha önceden sipariş olarak verdiği yemeklere ilaveten 5-6 çeşit yemeğin de fazladan hazırlandığını görünce kızmış ve “Safa yengemize bu kadar eziyet etmeye ne hakkın var ?”, diyerek Erşat ağabeye çıkışmıştı. Ramazan ayı gelince, Ankara’daki bekâr takımı olarak bizler, Galip ağabeyin etrafında toplanarak, tadına doyum olmaz bir ay yaşardık. Galip ağabey, bir gün önceden, ertesi gün, iftar yemeğine nereye gideceğimizi programlar ve gidilecek eve haber göndererek, davet sırasının kendilerine geldiğini bildirirdi. Bizler de, tabii ki Galip ağabeyin sayesinde, titizlikle hazırlanmış, mükellef sofralarda ağırlanırdık. Fakat esas işin daha önemli yanı, daha sonra başlayan ve yemekten daha leziz ve nefis olan Galip Ağabeyin sohbetleri idi. Bu bakımdan, o zamanlar, Ankara’daki bekâr tekkesi mensupları olan bizler, şeyhimiz Galip ağabeyin yüzüsuyu hürmetine de olsa, tekrar mükellef sofralara kavuşabilmek için, Ramazan ayını iple çekerdik. Hemen şunu belirtmek isterim ki, Galip ağabey yemek konusunda çok titizdi ve çok ciddî bir damak tadına sahipti. Hangi yemekleri sevdiğini, hangi sebzelerden hoşlanmadığını, zaten bütün camia yakından bilirdi. Bu hususta Ayvaz ağabeyin çok güzel ve doğru bir tesbitini, hiç unutmuyorum: “Galip ağabeye yemek vermezseniz hiç şikâyet etmez; ancak yemek ikram ederseniz, onu kolay kolay memnun edemezsiniz. Onun için dikkatli olun”. Galip Erdem’in bir tutkunluğu da, Kerkük horyatlarını ve türkülerini dinlemekti. Ancak onun birinci gözdesi, hiç şüphesiz Azerî müziği idi. Ondan sonra Kerkük yöresinin ezgilerini, özellikle de Kerkük’ün yetiştirdiği usta ses sanatçısı Abdulvahit Küzecioğlu’nun yorumu ile, dinlemeyi pek severdi. Aşkın onulmazlığını, çaresizliğini, vazgeçilmezliğini, belki de bilinç altında ülkücülerin çilesi ile özdeştirdiği için, Kerkük’ün çok ünlü şu Saba türküsüne pek düşkündü: Kâr etmez âhım sen gülizâreOnulmaz işler (güzelim) dilde bu yâreOlsam da geçmem ben pâre pâreSevmiş bulundum (güzelim) gayri ne çâre Galip ağabeyin bir yazısında da geçen bu türküyü çok sevmiş olması, beni o kadar etkilemiş olmalı ki, bu ezgiyi her duyuşumda onu hatırlarım. Yine Küzecioğlu’nun yorumundan dinlediği Kerkük’ün Muhalif horyatına olan hayranlığını, aynı yazıda dile getirmiştir: Dağlar yeşil boyandı (Yar dayandı)Kim yattı kim oyandı (Sineme yar dayandı)Kalbime ataş düştüİçinde yar da yandıSu septim ataş sönsünSeptiğim su da yandı Galip ağabeyin biz Kerküklülere karşı gösterdiği sevginin enginliğini biliyoruz. Ne var ki, biz Kerküklülerin bu sevginin karşılığını vermekte ona yetişebilmiş miyiz ? Hiç sanmıyorum. Fakat o, bunun karşılığını ölçmeyen ve esasen böyle bir şey beklemeyen gerçek bir ülkü deviydi. Zaten o, bizim dışımızda, daha nice kişi ve topluluklara karşı, sevgi selini olanca cömertliğiyle sebil gibi akıtmıştır. Herkesin gönlünde taht kurmasının altında, yüreğindeki sevgi sarayında herkese yer vermesi yatıyor. İtiraf edeyim ki, o küçücük cüssenin içinde taşıdığı minicik yüreğine, bu kadar büyük bir camianın sevgisini nasıl sığdırdığına, zaman zaman şaştığım ve gıpta ile kendisine baktığım olmuştur. 12 Eylül ihtilalinin, Galip ağabeyin dünya görüşünü derinden etkilediğini herkes çok iyi bilir. Ülkücülerin hapislere düştüğü, dışarıda kalan ailelerinin perişan olduğu o tarihlerde, Galip ağabey, bütün hayat düzenini, bu davanın seyrine göre ayarlamıştı. Bir yandan avukatlık mesleğinin yetkilerini kullanarak, içerdeki kişileri birer birer ziyaret ediyor, diğer yandan, onların ailelerine ve çocuklarına yardım toplamak için, akla hayale gelmedik mücadele, kavga ve zaman zaman dargınlıklara kadar varan tartışmalara giriyordu. Bütün görevi, herkesten sahife adedi yüksek mektuplar toplamaktı. Bizim camiamızdan da mektup istemeyi ihmal etmemişti. Gördüğü kişilerden mektupları bizzat kendisi alırdı. Görmediklerine de haber gönderirdi. Herkesin göndereceği mektupların sahife adedini kendisi tespit ederdi. Kimden kaç sahife mektup istediğini bana söyler, ben de bunu gerekli yerlere bildirirdim. Benim görevim postacılıktı. Mektuplar gelince derhal kendisine ulaştırırdım.  Artık kafamı değiştirdim; bu dava hayırlısı ile sonuçlansın, ondan sonra bir olta alıp, balık tutmaya gideceğim, diyordu. Hatırası bütün sıcaklığı ile yaşayacak olan Galip Erdem, hayatı örnek alınacak bir dava adamı ve kelimenin tam manasıyla bir ülkücü idi. Bu yüzden, hiç bir zaman balık tutmaya gidecek vakti olmadı. Yüce ruhuna binlerce Fatiha, nur içinde yat aziz ağabey..

Reklamlar

Yorum Yapın »

Henüz yorum yapılmamış.

RSS feed for comments on this post. TrackBack URI

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: